SOCIAL DILEMMA SOSYAL İKİLEM BELGESELİ NEYİ ANLATIYOR ?


508
1k share, 508 points

Son günlerin adından en çok bahsettiren belgesel niteliğindeki film olan Social Dilemma yani Sosyal ikilemden bahsetmek istiyorum.
Aslen iyi gibi olan tasarımcı fikirlerinin zamanla resmen birer kötücül etken olarak kullanıldığına tanık olacağız. Facebook Google İnstagram Youtube Tiktok ve birçok isim daha sayabileceğimiz gibi bunların ilk çıkış anlarında kötücül olarak planlanıp planlanmadığı şu an dönüşmüş oldukları hissiz ve maddi yüzleri ile gelmiş oldukları nokta tümüyle ne ve kimlerin güdümünde olduklarını çok iyi derecede açıklıyor.


Tabi belgeselde yine konuşmacı olarak ele alınmış olan kişilerin de geçmiş kimlikleri çok önemli birçoğu bu sosyal medya platformlarının zamanında çalışmış önemli mevkilerin sahipleri oldukları.

Sorulan sorulara verdikleri samimi cevaplarla birnevi şu an büyük oranda değişime uğramış bu platformların ne derecede zararlı olduğunu, bir similasyon etkisi yani yapay zeka eşliğinde kullanıcılarını nasıl etkiledikleri ve bu etkilerle edindikleri alışkanlık bağımlılık bilgilerini reklam verenlere sattıklarını ve malzeme olarak bir nevi ürün olarak kullandıklarını anlatıyorlar.
Yine zamanında yönetici olarak çalışmış olan Tristan Harris’in anlatımlarında konu olan Google Gmail’den istifa süreci bile kendi iç düzenlerinin dahi bir nevi sosyal medya gibi çalıştığını ve bir kaç gün içerisinde kendi beyan ettiği kötü gidişi konu alan çözüm önerisinin bile ortadan nasıl kaybolduğunu anlatması ciddi oranda önemli bir bilgiydi.
tabi devamında
Facebookta eski bir yönetici olan Tim Kendall’ın anlattığı bazı samimi detaylar gerçek anlamda insana “nasıl yani” sorusunu sordurtuyor. Sorulardan birine verdiği cevap şu şekildeydi “çocuklarıma kesinlikle belirli bir yaşa gelene kadar sosyal medya kullanma yasağı koydum”
Bakın aslında bir sansasyon niteliği taşıyan bu cevap bizlere ve özellikle ebeveynlere çok şey anlatıyor.

Haydi gelin kendimizden biraz örnekler verelim.
Birkaç ay önce bir yakınım ve ailemle birlikte yemek yerken üniversite derecesinde eğitim gören yakınım elinden telefonu düşürmüyordu ve elinden telefonu aldım birkaç saat kullanmamasını söyledim, ortaya çıkan görüntü neydi sizce ? Ağlama krizine giren bir genç …
Bu ve buna benzer olayları eminimki sizler de yaşamışsınızdır. Sürekli olarak telefona bakma istekleri bu sebeple sohbet edememe, sürekli olarak takip ettikleri kişilerin yaptıklarını merak ve hırs çizgisinde inceleme dürtüsü, ayrıca yeni yeni hastalık olarak karşımıza çıkmaya başlayan şu alışkanlık da var “instagramdaki kendisine sunulan tüm storileri bitirmeden uyuyamama yada kendini iyi hissedememe.
Şu geldiğimiz noktayı görebiliyor musunuz ?


Telefonlar yani sosyal medya ağları içinde kendilerine birer sahte duygularla örülmüş hayat kuran genç kuşağın çok ciddi anlamda psikolojik bunalımlarının ve yardıma ihtiyaçlarının olduğu gün gibi ortada görünüyor. Tabi bunun devamında kısa süreli etkisi olan alınan like sayları da o günü veya o anı nasıl geçirecekleri hakkında da çok önemli birer etken oluyor. Tabi sadece geçler mi elbetteki hayır ? Bu etkileri çok büyük bir ölçekteki insanlarlar topluluğu yaşıyor.
Tabi, bu konuya benzer bir sahne belgeselde de kullanılıyor, görülüyor ki aşırı duygusal bağ ile bağlandıkları sosyal ağ hayatları için birçok şeyi yapabilecek durumdalar. Yardım elinizi uzattığınızda veya gerçek hayatı göstermeye çalıştığınızda inanılmaz bir geri tepki ile karşılaşabiliyorsunuz, cahillik, bağnazlık, teknoloji düşmanlığı, yaşlılık gibi ithamlarla vuruşlara maruz kalabilirsiniz.

Bu belgeseli izlerken edinebileceğiniz en önemli noktalardan biri de aslında düzeyli ve sınırlı yani bilinçli kullanımın da olabileceği üzerine bazı bilgiler de veriyor olmasına karşın aslen sistemin içindeki yapay zeka denilen algoritmal düşünce olan sunum sisteminin her kişiye özel çalışması ile ürün olmaktan, yönlendirilmekten, manipule edilmekten kurtulamadığınızdır. Kişiye özel gönderileri görmeniz, fikirlerinize yakın ve uygun kişileri görmenizle doğru orantılı, yine ortaya koyduğunuz bu karakterinize ve alışkanlıklarınıza uygun görünen reklamlar ise bu işin aslında sonuç noktası.
Kişiye özel gönderileri görüyor olmanız sizi her nekadar sisteme bağlı tutuyorsa bombardıman halinde gelen reklamlar ise size çok daha spesifik bir şekilde uygunlaştırılmış reklamların da olması kaçınılmaz oluyor. Bu konu belgeselde çok iyi işlenmiş.

Bildiğiniz gibi birçok challenge internet akımı sizleri sisteme daha çok bağladığı gibi verdiğiniz her satır, her fotoğraf karesi ile size ait olan bir tür güncelleme gerçekleştirmiş oluyor, bu da onların yapay zeka kodlamalarının daha büyük bir değişim ve sonuç kesinliğine ulaşmalarını sağlıyorsunuz, sağlıyoruz.
Bu muazzam bir sahtelik kavramı aslında, sosyal medya platformlarının bizlere olan bakış açısı malesef bir ürün den daha fazlası değil, yani belgeselde de geçen ve büyük harflerle önümüzde duran şu cümleyi unutmayalım, “Ürüne para ödemiyorsanız, ürün sizsinizdir.” malesef acı ama açık gerçek şu an bu.
Social dilemma belgeseli, birçok detayı izleyiciye sunuyor aslında, çok da spoilere girmemesi için bazı bilgilerden kaçınsam da özellikle şunu söylemek istiyorum, belgeselde yer bulan ve sürekli verilen yapay zeka sahneleri var, aslen sistemin nasıl çalıştığını çok iyi bir şekilde anlattığını düşünüyorum, mutlaka bu bölümleri özellikle ve dikkatlice izlemenizi öneriyorum değerli arkadaşlar.

Bir teknoloji yatırımcısı olan Roger McNamee’nin analttıkları da oldukça ilginçti, “Ben 35 yıldır teknolojiye yatırım yapıyorum, silikon vadisi ilk 50 yılında endüstri olarak ürün üretti donanım, yazılım gibi bunları müşterilere sattı oldukça basit bir işti. Son 10 yıldır silikon vadisinin en büyük şirketleri kullanıcılarını satıyor dediği açıklaması birçok noktayı ortaya koyuyor ve kanıtlıyor.
Bir diğer konuk olan, Firefox ve Mozillanın baş yazılımcılarından Aza Raskin aslen sonsuz kaydırmanın mucidi olarak biliniyor ve şunları söylüyor, “kullandığımız ürünlerin parasını reklam verenler ödüyor, yani müşteri reklam verenler ,satılan şey biziz”


Yani sosyal medya tabiriyle bir genelleme yaptığımız ağın içinde yer alan tüm platformların ortak bir özelliği var o da “insanların ekran başında kalmasını sağlamak. herşey bu temel kaideye bağlı. Yani kişiyi nekadar çok ekran başında tutabiliyorlarsa reklam döngülerini okadar fazla ve hedef odaklı yayınlayabiliyorlar. Ve bu da reklam vereni boşa atılan kurşun misali zarardan kurtarıp daha garantici ve firesi düşük mükemmele yakın bir sonuçlamayı ortaya koyuyor..
Yani düşünün akşama kadar açık olan bir televizyonun yayınladığı reklam verilerimi yoksa aynı oranda ekran başında olan ve tüm ayrıntılarıyla öğrenilmiş bir kişiye sunulan reklam verileri mi daha gerçekçi ve sonuç odaklı olur ?
Şu an bu sektörde trilyon dolarlar dönüyor ve malesef ki reklam verenler resmen sosyal medya platformlarını satın almış durumdalar, işte hepsi bu. Temel nokta reklam.
Bir kitap yazarı şunları söylüyor. Asıl istenen davranışlarınızdaki ve bakış açınızdaki aşamalı hafif ve bellibelirsiz değişim. Asıl ürün bu. Yani;

  • Yaptıklarınızı
  • Düşünce tarzınızı
  • Kimliğinizi değiştirmek.
    Aşamalı bir değişim çok hafif, birine gidip bana 10 milyon dolar ver, karşılığında dünyayı istediğin açıda %1 kaydırayım demek gibi birşey.

Twitter yöneticisi ise şunu söylüyor, insanların bilmesini istediğim şey, çevrim içi yapmış olduğunuz heşeyin görüldüğü izlendiği ve hesaplandığı diyor JEFF SEIBERT. Yaptığınız herşey dikkatlice izleniyor ve kaydediliyor. Tam olarak hangi görselde durup baktığınız ve nekadar süre durup incelediğiniz kaydediliyor. Şaka değil olay ne kadar süre baktığınızda.
Daha farklı bir pencereden bakacak olursak, sosyal medya platformlarının aslen oldukça iyi ve yapıcı özellikleri de var, örneğin kişiye ve bilgiye çabuk ulaşabilmek, yardım ulaştırılması, yardım kampanyaları, maddi kazanca dönüştürülebilen popülerite gibi. Tabi bunun dışında kalan binlerce temel özelliğin gerçekte bizleri nasıl şekillendirdiğini nasıl yönlendirdiğini bilmemiz gerekiyor.

Yine belgeselde ortaya konan ve uygulanabilir çok güzel bir fikir olduğunuda görüyoruz, katılımcı konuk diyor ki;
Veri toplamayı ve işlemeyi vergilendirebiliriz, tıpkı kullandığınız su miktarını takip ederek faturanızda görmek gibi, bu şirketleri ellerindeki veri miktarına göre vergilendirebilirsiniz. Bu onlara dünyadaki her veriyi toplamamaları için mali bir gerekçe verir.

Buna küçük bir ekleme de yapabiliriz aslında, herbirimiz hakkımızda edinebilecekleri bilgileri belirleyebilmeli, yönetebilmeli ve bunu sosyal medya platformlarına kullanabilmeleri için aylık yıllık gibi süreli kalıplarda ücreti karşılığında satabilmeli. Evet satabilmeliyiz. Neden olmasın ?
İşte sistem bu şekilde hem daha faydalı hem de 3 taraf için de daha kazançlı olabilir.

Evet arkadaşlar, gördüğünüz gibi ucu bucağı görünmeyen bu camianın içinde var olmak her ne kadar ürkütücü gibi görünse de hala verilerimizi paylaşmaktan ve en özel görüntülerimize kadar pek çok kareyi insanlara sunmaktan malesef ki kaçınmıyoruz, işin bir de bu kısmı var tabiki. Bilmeliyiz ki şu anki mevcut durum kullanıcıların korunması için değil, bu devasa şirketlerin hak ve ayrıcalıklarının korunması için.
En zengin ve en nüfuslu insanlara daima boyun mu eğeceğiz ? İnsanların çıkarları milyarderlerin kar etmesinden çok daha önemli.
Sosyal platformlar iyi bir yöne gitmiyor.
Bu değiştirilmeli.


Bu belgeseli sizlere tavsiye ediyorum arkadaşlar.


Ben Volkan Çelik yeniden görüşmek üzere.


Like it? Share with your friends!

508
1k share, 508 points

What's Your Reaction?

hate hate
190
hate
confused confused
762
confused
fail fail
476
fail
fun fun
381
fun
geeky geeky
286
geeky
love love
953
love
lol lol
95
lol
omg omg
762
omg
win win
476
win
Editor

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format