Reenkarnasyon Nedir ? Var Mı Yok Mu ?


487
803 shares, 487 points

Reenkarnasyon Nedir?
Sizce reenkarnasyon var mıdır ? Kaç kere doğarız ? Neden yeniden farklı bedenlerde doğduğumuza inanılır ? İslam, budizm, yahudilik ve hristiyanlık bu konuda ne diyor ? Konuyla ilgili pek çok hollywood filmi ve belgesel bulunuyor, gerçek kanıtlara benzeyen çok fazla ayrıntı var elimizde ama aslında işin iç yüzü nedir ?
Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?
Yeniden doğduğunuza inanıyorsanız önceki hayatınızda ne olduğunuzu düşünüyorsunuz ? Yorumlarınızla eşlik etmenizi bekliyorum.
Re-enkarnasyon konusunu elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım arkadaşlar.
Ama siz siz olun bu tuzağa düşmeyin.

Çok çeşitli târifleri olmakla beraber kısaca: İnsanın rûh ya da nefsinin ölümden sonra bir başka bedene geçerek yeniden dünyaya döndüğünü iddia eden inanç sistemine “reenkarnasyon” (reincarnation) ve “transmigrasyon”, Arapça adıyla “tenasüh” (yeniden bedenlenme) denilmektedir. Bu döngünün, rûhun tamamen arınmasına kadar devam edeceğine inanılmaktadır.
Batı’da ilk kez Pisagor ve Platon gibi bazı eski Yunan bilgin ve filozofları tarafından çeşitli eserlerinde dillendirilmiş olan “rûh göçü” kavramı, ilk çağlardan beri, eski Mısır, Maya ve İnka medeniyetleri gibi birçok yerleşik kültürde bilinen ve kabul görmüş olan inanç kavramlarındandır.
Günümüzde “rûh göçü” kavramını kabul eden pek çok inanç sistemi, Doğu kökenli tarikat ve felsefi akımlar bulunmaktadır. “Rûh göçü” fikrini kabul etmiş eski ve yeni inanç sistemlerinin mensupları arasında, Hindular (Yoga, Vaishnavism, Shaivism), Budistler, Katharlar Eseniler (Esseniens), Caynacılar, (Sihistler, Umbandacılar, Yezidiler, Nusayriler, Dürzîler ve Adana, Hatay yöresinde yaşayan bazı Alevi toplulukları sayılabilir. Reenkarnasyon kavramı,Asya’nın Şamanist toplumlarında olduğu gibi birçok Kızılderili kabilesinde de yaşatılmaktadır. Hindistan’da “Samsara” adıyla bilinen bu deyim, Budizm’le tanışan Türklerce “Sansar” olarak adlandırılmıştır.
Bu inanç sisteminin esası, insan rûhunun/nefisinin ölümsüz olduğu, bedenin ölümünden sonra yeni bir bedene girerek sürekli olarak ya da tamamen arınıp temizlenene kadar, ‘yeni bedenlere girmesi’ prensibine dayanmaktadır.

REENKARNASYONU iddia edenlerin bu iddialarını ispatlama yoluna başvurdukları dört ana nokta vardır:

Kurân-ı Kerîm’de bu hususu ispat ettiğini savundukları ayetler,
Görülen rüyalar,
Hipnoz sırasındaki ifadeler,
ve en son olarak da, bunu savunan kişilerin yaşadıklarını söyledikleri eski hayatlarını doğrudan hatırlamaları.
Şimdi bu dayandıkları noktaları teker teker çürütmeden önce en son söyleyeceğimiz sözü en başta söyleyelim ve bu düşüncelere neden olan temel unsuru açıklayıp izah edelim. Bu temel unsur bizler gibi Cenab-ı Allah’ın yarattığı bir varlık olan “CİN” unsurudur.
Şimdi bu unsurun Kurân-ı Kerîm’de bu tür sapıklıklara neden olabileceğini izah eden Ayet-i Kerîmeler’e bakalım.

Nas Suresi, Ayet: 6.
“O şeytan, cinlerden de olur, insanlardan da.”
Yani şeytanla ilgili olan Ayet-i Kerîmeler’de izah edilen kafir cinlerdir. Şeytanın ve kafir cinlerin insanları azdırıp doğru yoldan uzaklaştıracağına delalet eden şu Ayet-i Kerîmeler bize bu hususta apaçık yol göstericidir.
Araf Suresi, Ayet: 16 “İblis ‘Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, insanoğullarını saptırmak için muhakkak senin doğru yoluna oturacağım, vesvese verip pusu kuracağım.‘ dedi” Bu ayetin ifadesinde şeytanın insanları doğrulardan ve Allah’ın emrinden saptırarak yanıltacağı izah olunuyor.
Nisa Suresi, Ayet: 120 “Muhakkak ki şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin hidayete erdirildiklerini sanırlar. Şeytan onlara vaat eder, onları uzun emel ve kuruntulara düşürür. Şeytanın kendilerine vaat ettikleri, aldatmacadan başka bir şey değildir.”
Bu Ayet-i Kerîmeler’de açıklanmaktadır ki, cinler insanları sapıklığa ve delalete sürüklemek için çeşitli tuzaklar hazırlamakta ve onları imanlarından etmektedirler. Kurân-ı Kerîm’i tefsir ederken büyük müfessirler ilk önce Esbab-ı Nüzul adı verilen ayetlerin indirilmesine sebep olan olayları inceler daha sonra da o olaylar doğrultusunda ayet ve sureleri tefsir ederler. Şimdi bu doğrultuda kastedilen Ayet-i Kerîmeler’i inceleyelim: Kendi tezlerini iddia ettiğine inandıkları Ayet-i Kerîme;
Bakara Suresi Ayet: 28 “Allah’ı nasıl olur da inkar edersiniz? Ölü idiniz, sizi diriltti. Sonra sizi yeniden öldürecek ve tekrar sizi diriltecek ve nihayet O’na döneceksiniz”
Kıyamet ve hesap günüyle ilgili Ayet-i Kerîme geldiği zaman müşrikler ve münafıklar Allah Resulü ile dalga geçmişler ve çürüyüp yok olan insanın hesap vermesinin mümkün olmadığını iddia etmişlerdir. Onun üzerine bu ayet nazil olmuştur.

Ayetin açıklaması ise şöyledir:
“Biz insanların daha ruhlar aleminde, bir cesede sahip olmadan ve dünyaya gönderilmemiş durumda ölüler iken, bizlere sahip olduğumuz cesetleri ikram edip Cenab-ı Allah’ın dirilttiği ve belli bir süre bu dünyada bu cesedimizle yaşadıktan sonra tekrar bizim anladığımız anlamda öleceğimizi ve nihayet kıyamet günü tekrar bizi ilk önce yaptığı gibi Allah’ın dirilteceğini ve nihayetinde O’na dönüp yaptıklarımızın hesabını vereceğimizi” izah etmektedir. Yani ayetin nihayeti kıyameti ve hesabı hatırlatmasıdır.

Ancak onlar kıyameti, ruhun kendi kapasitesine göre mükemmele ulaşıncaya kadar dünyaya gelip gideceğini ve ruhun sonsuza kadar bu şekilde devam edeceğini ifade ederek kıyameti ve hesabı inkar etmektedirler. Yani bu izah tarzının İslam’la uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Bu fikri savunanların İslam’a mal ederek düştükleri hata, Kuran’da ve reenkarnasyonu inkar eden hiçbir Ayet-i Kerîme’nin olmadığı görüşüdür. Tabi ki, araştırma ve öğrenme gereğini hiç duymayan bazı Müslümanlar da buna hemen inanmaktadırlar. İşte Kurân-ı Kerîm’in bu yalanı inkar eden iki ayeti:
Müminun Suresi, Ayet: 99 – 100 “Nihayet onların her birine ölüm gelip çatınca ‘Ey Rabbim beni Dünya’ya döndür ‘ diyeceklerdir“ “Tabi ki, ben zayi ettiğim, boş geçirdiğim ömür mukabilinde iyi amellerde bulunayım. Hayır, bu onların söylediği boş laftan ve boş sözlerden ibarettir. Önlerinde dirilecekleri güne kadar kalkmalarını önleyecek berzah (perde) vardır.”
Bu Ayetlerden de açıkça görülebileceği gibi, ölüp de gideceği yer kendisine gösterilen insan, korkusundan Allah’a yalvaracak ve mükemmel insan olabilmek için dünyaya dönmek isteyecektir. Fakat kendisine izin verilmeyip, ta ki kıyamet gününe kadar berzah yani kabir aleminde tutulacaktır.

REENKARNASYON HİNDULARDA NASIL YER ALIYOR ?

Kaynaklara göre: Hint kutsal kitapları Veda’larda maddi alemde yaşayan her varlığın insan bedenine ulaşıncaya kadar 8.400.000 değişik yaşam formundan geçmesi gerektiğinden bahsedilmekte, bu aşamalardan geçen varlığın “kemâle ermiş” olarak “rehber varlığa” dönüşeceğine inanılmaktadır.

Hinduizm inanç sisteminde her canlının ideali, dünya’nın bağlarından tam kurtuluş olan Nirvana’ya ulaşmaktır. Nirvâna’ya ulaşmak, ancak kemâle erişmekle mümkün olmaktadır. Canlılar, Nirvâna’ya erişinceye kadar, öldükten belirli bir süre sonra bir başka bedende yeniden hayat bularak yaşamlarını sürdürmektedir. Buna göre her bir önceki hayatında kazandığı sevaplar ya da işlediği günahlarla orantılı olarak, bir mükâfat ya da bir cezanın bedeli olmak üzere, öncekinden daha gelişmiş bir bedende ya da daha aşağı bir bedende yeniden hayata dönecektir. Bu sistematiğe “Karma Doktrini” denilmektedir.

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLIK AÇISINDAN RÛH GÖÇÜ

“Rûh göçü” kavramı, Müslümanlar gibi kıyamet inanışına sahip Musevilik’te bulunmamakla birlikte, popüler kültür içerisinde yetişen bazı gruplarda rûh göçü kavramına ilişkin bazı düşünsel öğelerin yer aldığı belirtilmektedir.
Kaynaklara göre “Rûh göçü” kavramının Yahudilerin mistik ve gizli ilimler öğretisi olarak kabul edilen Kabala’ da yer aldığı, bazı Yahudilerin Hz. Musa’nın önce Âdem, sonra İbrahim daha sonra da Musa olarak dünyaya geldiğine inanmakta olduğu belirtilmektedir.
Bir yönüyle İslam coğrafyasında yeşeren Bâtınilik ve Hurufilik düşüncesine de kaynaklık etmiş bulunan Kabala, Musevi ana kitle tarafından ve bilimsel çevrelerde birçok dönemde kabul görmüştür.

  1. yüzyılda doğmuş birçok akım, rûh göçü inanışını benimsemiş durumdadır. Bunlara örnek olarak Spirtizma, Teofizi ve bazı felsefi akımlar sayılabilir. İlk Hıristiyanların rûh göçüne inandığını ileri süren Teozoflar ve Batılı Spiritüalistler İncil’lerdeki bazı pasajları da iddialarına -zorlama yorumlarla- kanıt olarak göstermektedirler. 20. yüzyıl ve günümüzde Hıristiyanlık ile rûh göçünü bağdaştırmaya çalışan pek çok girişim olmuştur. Kilise ve değişik teologlardan tepki görmelerine rağmen bu gün için Hıristiyan aleminde Reenkarnasyon inananların sayısı, hiç de küçümsenmeyecek rakamlara ulaşmıştır!..

REENKARNASYONA İNANANLARIN DELİLLERİ (!)

İslam coğrafyasında ve özellikle Türkiye’de son yıllarda Hint ve Uzakdoğu kaynaklı düşünce ve bu doğrultuda gelişen yoga, meditasyon gibi olgular bazı gruplar tarafından yaşam felsefesine dönüştürülmüştür. Özellikle büyük şehirlerde gelişen bu akımların taraftarları reenkarnasyona inanmaktadırlar. Kendilerine “Müslüman mahallesinde” taraftar bulabilmek için de İslam inancında ana unsur olan Kurân’daki bazı âyetlerle, zayıf ve mevzu hadisleri, inançları doğrultusunda yorumlamaktadırlar. Bunun yanında Mevlânâ ve Yunus gibi toplumda yüksek prestij sahibi zâtlarla bâtınî düşüncenin etkisindeki bazı şairlerin mecazi söylediği şiirleri de istismâr etmektedirler. Çok fazla ayrıntıya girmeden ileri sürülen iddialara kısaca göz atalım:

  1. Ayetler:

Ayrıca Vakıa Suresi’nde “Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.’ (Vakıa 107/ 60, 61)
Önce ilk ayetin üzerinde duralım:
İkinci ayetteki ‘Sizi bilemeyeceğiniz şekilde yeniden yaratmak üzere ölümü takdir ettik.’ tümcesi de aynı manayı pekiştirmektedir; çünkü Allah’a yönelmek, günah sevap ölçümü yani sorgu için yeniden diriltilmeniz gerekmektedir, bu olağan üstü durum anlatılmaktadır.
Kıyamette surun üflenmesi sonrasında çıkacak ses yeryüzünün her yanına yansıyacağı için cinler, melekler ve rûhlar âleminde de duyulacaktır. Bu birinci üfleme kıyamet saatinin başladığının ilanıdır. ‘Sura üflenildiğinde; Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerde ve yerde ne varsa çarpılıp yere yıkılır. Sonra Sura bir daha üflenmiştir onlar ayağa kalkmış (dirilmiş) durumda çevreye bakınıyorlar.'(Zümer 39/68) İsrafil’in çıkardığı melekuti sesin şiddetinden gökteki bazı varlıklar baygın; yerdeki varlıklar ölü konumuna gelecektir.

2.
bu aşamada ise Mevlana ve Yunus Emre’yi kısaca ele alalım.
a) Mevlana’ya atfedilen söz: “Ben de cansız varlıkken öldüm, yetişip gelişen bitki oldum; bitkiyken öldüm, hayvan biçiminde tezahür ettim. Hayvanlıktan geçip öldüm, insan oldum; öyleyse ölmekten korkmak niye? Hiç daha kötüye dönüştüğüm, alçaldığım görüldü mü?”
b) Yunus Emre’nin sözü ise: “Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası.”

Şöyle açıklamalıyız; öncelikle şunu bilmeliyiz, kim olursa olsun söyledikleri veya yazdıkları sözler veya düşünceler Allah’ın ayetlerinin önüne geçemez. Allah dışında herkes nefsine uyup yanlış sözler edebilir.
Mevlânâ’nın Şems-i Tebrizî ile sarf ettiği sözlerden bir bölümü bâtınî olup, bunların yorumu gerekmektedir. Bu nedenle Osmanlıda, günümüz Türkiye’sinde ve Farsça’nın konuşulduğu ülkelerde düzenlenen toplantılarda Mevlânâ uzmanı mesnevîhânlar tarafından okunarak yorumlanmaktadır. Mevlanın bu dörtlüğü yanlıştır budizmden esinlenilmiştir. çünkü budizmde insanın yeniden doğma evrelerini sırasıyla dile getirmiştir.
Yunus’a gelince, mısralarında açıkça insandaki maddî ve mânevî gelişmeye işaret etmektedir. Nitekim Yunus Emre, pek çok dizelerinde mânâyı gizleyip, insanı sarsarak düşünmeye ve araştırmaya sevk etmektedir.

REENKARNASYON İÇİN POPÜLER YAKLAŞIMLAR ve İDDİALAR

Yıllardan beri insanlığın gündeminde bulunan reenkarnasyon hakkında birçok araştırma yapılarak çeşitli vakalar incelenmiş leh ve aleyhinde yüzlerce cilt eser yazılmıştır. Burada iddiaların en popüler olanlarından bir kaçının üzerinde durmaya çalışacağız.

  1. İnsanların Hipnotize edilerek önceki yaşama götürme iddiası: Bilindiği gibi hipnoz, bir başkasının telkiniyle yaşanan hafif uyku halidir. Bu süreci yaşayan denekten telkin yoluyla geri tarihlere giderek bir önceki yaşamını hatırlaması istenmektedir. Denek, gördüğü ya da yaşadığı durumu anlatmaya başlar. Bilim dünyası, dışarıdan yönlendirmeye açık olan bu sistemin reenkarnasyona kanıt olamayacağı düşüncesindedir. Her nedense ikinci yaşamı hatırlayanlar genellikle o yaşamda pâdişâh, kral ya da kraliçe olduklarını söylemektedirler.
  2. Çocukluk çağında, kendinin başka biri olduğu iddiası: Türkiye’de ağırlıklı olarak Hatay ili ve çevresinde rastlanan bu olguya bazen değişik yörelerde de rastlanabilmektedir. Bilimsel çevrelerce araştırma ve incelemeye alınan bu vakalar bazen insan aklını şaşırtacak kadar ortaya bilgi ve iddia yumağı sunmaktadır. Vâkâların çoğu, dramatik ölümlerle karşılaşan şahısların vefâtından hemen sonra doğan çocuklar tarafından dillendirilmesi, vakaların dikkate değer önemli bir olgusudur. Araştırmalarda çocuğun ergenlik çağına girişten itibaren bu iddiaları terk ederek kendi kimlik ve kişiliğine döndüğü gözlenmiştir. Uzmanların bu konudaki görüşü şöyledir: Çocukların anlattığı vâkâların çoğunun doğruluğu, ancak çocuğun hayâl dünyasının her türlü etkileşime açık olması nedeniyle reenkarnasyona delil olamayacağıdır. Ayrıca bu çocukların kültür ve inanç olarak reenkarnasyona inanan topluluklar çevrelerinden oluşması da ayrı bir soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.
    Ayrıca bu tip durumlarda cinlerin insana fısıldadıklarını da unutmamak gerekir.
  3. Tibet’in rûhani lideri 14. ‘kutsal Dalay Lama’ vakası: İddiaya göre 13. Dalay Lama’nın ölümünden sonra artçısı lamalardan biri, gördüğünü söylediği bir rüyanın ardından 13. Dalay Lamanın rûhunun iki yaşındaki Lhamo Dhondrup isimli bir çocukta bedenlendiğini ileri sürmüştür. Çocuk Tibetli rahipler tarafından ailesinin ikna edilmesi sonucu 14. Dalay Lama olarak yetiştirilmektedir. Ortadoğu ve Avrasya coğrafyasında içeriği değişik olsa da benzer efsaneler her dönemde üretilmiştir! Burada insanın aklına bazı sorular takılmaktadır. Olaya bilimsel çevrelerin yaklaşımı nedir? Ayrıca 13. Dalay Lama inanç sistemlerine göre ‘arınmadan mı öldü de, arınmak için Lahano Drondrup olarak tekrar bedenlendi?
    çünkü budizmde yeni bedene geçişin amacı arınmak için olduğu dile getirilmektedir.

SONUÇ OLARAK
“Milyonlarca insan reenkarnasyona inansa da bunların yalnızca çok küçük bir kısmı önceki yaşamlarını hatırlayabildiklerini söylemektedir. Bilim Adamlarına reenkarnasyon inancını çökertmek için basit bir matematik hesabı yeterlidir. En güvenilir tahminlere göre dünya nüfusu bu gün yedi milyara yakın bir sayıya ulaşmıştır. 1800’lü yıllarda dünya üzerinde neredeyse bir milyardan daha az sayıda insan yaşamaktaydı. Son iki yüz yıl içinde ortaya çıkan “yeni” altı milyar rûh nereden geldi? Atalarımızın rûhu günümüzde altı rûha bedel miydi yoksa?”


İnsan bedeninin anatomik yapısı birbirine benzese de milyarlarca insan nasıl birçok yönüyle birbirinden ayrılmaktaysa, Yüce Allah’ın, bedenle irtibatlandırdığı Rûh da yaratılan her insan için ayrı ve özeldir. Popüler yaklaşımlar bölümünde verdiğimiz örnekler bilimsel gerçeklikle bağdaşmadığı gibi, dinsel gerçeklilikle de bağdaşmaktadır. Kurân âyetleri, yalnız başına bu düşünceyi çürütmeye yeterlidir.
“Nihayet onlardan her birine ölüm geldiğinde, ‘Rabbim beni (dünyaya) geri gönder; geri gönder ki o arkada bıraktığım yerde Ta ki boşa ge-çirdiğim hayatımı, yararlı çalışmalarla değerlendireyim derler. Asla, bu diyenin geçersiz görüşüdür. Onların ardında mahşer gününe kadar sürecek berzah vardır. (Ba’s için) sura üflendiğinde aralarında ne soy sop vardır, ne de bir soranları” (Müminun 23 / 99-101).


İslam inancına göre dünyaya gelen her şahıs vefatının sonunda amel defterine göre yaptığı fiillerden dolayı hesap verecektir. Hesabın sonrasında Cennet ya da Cehennem’e gideceği inancı bulunmaktadır. Bunun aksini söylemek, Amentü’nün Ahiret inancını inkâr olup insanı İslam’dan uzaklaştırır.
Bilimsel olduğu ileri sürülen deney ve iddialara gelince, hiçbirisi ilimi çevresinde yeterli kabulü görmediği gibi, bazıları bilim insanlarının ilgisini dahi çekmemektedir. Buna rağmen gerek yayımlanan kitaplarla, gerek sansasyonel filmler, gerekse de basında yer alan magazin haberleriyle popülerliğini uzun süre devam ettirip, zayıf irâde sahiplerini etkilemeye devam edecektir.

kaynaklar
[1] Buhari, Savm 20, Müslüm, Siyam 57, Malik, Siyam 58, Ahmed bin Hanbel, Müsned III, s.8.
[2] Rûh konusunda daha ayrıntılı bilgi daha önce birçok medyada yer alan “Rûh, nefisler ve can” isimli makalemizde bulunmaktadır. Konuyla ilgilenenler, birçok internet sitesinde yayınlanmakta olan o makaleye başvurabilirler
[3] Dalay Lama, Tibet Budizminin yüksek dini önderi, Lama (Rûhban-Keşiş)
[4] Vatan Gazetesi
[5] Günay Tümer-Abdurrahman Küçük, “Dinler Tarihi”, Ocak Yay., 4. Baskı, Ankara 2002.
[6] Ahmet Suat Özemre’nin “İslamiyet Açısından Reenkarnasyon” isimli makalesinden
[7] İslam Ansiklopedisi, T. Diyanet Vakfı 1988 İst.
[8] Şinasi Özgün, “Din ve İnanç Sözlüğü”, Vadi Yayınları, Ankara.
[9] Ananda CoomarasWay, “Hindiuzim ve Budizm”, Türkçesi İsmail Taşpınar, Kaknüs Yayınları, İstanbul 2000.
[10] Büyük Larousse, Wikipedia vb. Sözlük ve Ans.
Halit Özdüzen.
https://www.gizliilimler.org/Reenkarnasyon-Nedir-f-.htm
https://www.gizliilimler.org/Reenkarnasyona-Degisik-Bir-Bakis.htm


Like it? Share with your friends!

487
803 shares, 487 points
Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format