FATIMA ANANIN ELİ VEYA HAMSA SEMBOLÜNÜN SIRRI NEDİR ?


506
993 shares, 506 points

Gelin hepbirlikte bu muammayı çözmeye çalışalım. Bir çok coğrafyada farklı şekillerde inanılsa da özelikle islam coğrafyasında bereket getirdiğine nazardan koruduğuna inanılan ve bu özellikleri itibariyle medet umulan Hamsa sembolü veya Fatıma ananın eli olarak bilinen bu sembol aslen nedir, nereye aittir, nereden gelmiştir. Kabala ile ilgisi nedir ortaya koyalım.
Özellikle müslümanlar arasında büyük bir yer tutuyor ve süregelen anlamına duydukları inançları ile bu sembolden büyük beklentiler içerisine girildiğini söylememiz gerekli.

Makaleyi video olarak da izleyebilirsiniz.


Özellikle 2008 yılı ekonomik krizleri itibariyle gündeme bir ticari obje olarak giren bu el sembolü 7den 77ye çok sayıda kişi tarafından Bereket şans ve nazardan koruduğu düşünülerek kullanılıyor ve inanılıyor. Oysaki geçmişi millattan önceki yıllara Tevrata kadar uzanıyor.
peki şu an yıl 2020 içinde bulunduğumuz ve gelmiş olduğumuz nokta sizlere birşey anlatıyor mu ? Sefalet, ekonomik buhranlar, çöküşler ve inançsal yanlızlıklar.

öncelikle Hamsa sembolü nedir, görünen ve bilinen özelliklerinden bahsedelim.

“”Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kimdir? Çünkü, yalvardıkları şeyler yalvarışlarından habersizdirler.””

Ahkaf suresi 5

HAMSA NEDİR

Genel bilinen ve halk arasına yayılmış olan anlamı şöyle: Hamsa Ortadoğu ve Arap yarımadasında evrensel olarak insanları kötülüklerden, kem gözlerden koruduğuna inanılır.

SEMBOLİZE ANLAMI

Açık bir elin içine gömülü olan bir göz şeklinde olan, her kültürde değişik isimleri bulunan Hamsa, aynı zamanda İbranice’de beş anlamına Hamesh de bu sembol için kullanılan isimlerden biridir.
Yahudi kültürüne göre bu 5 parmak Tora’nın 5 kitabını sembolize eder. Elin sağ ve sol parmakları yanlara dönüktür. Diğer 3 parmak ise dikeydir. Aslına bakarsanız bu oldukça enteresan bir çizimdir.

Devam edelim arkadaşlar;
Yahudi, Hristiyan ve Müslüman araştırmacılar Hamsa’yı birçok değişik şekilde tanımlarlar.
Bu ilahi inanışlar için de ve bid’at ehli olan kişiler, toplulukları ve bazı mezheplerde de muska anlamı taşıdığı, nazardan koruduğu ve paganlar için de bereket sembolü olduğuna dair inanışlar günümüzde hamsa sembolünün gerçeğini oluşturuyor.
Peki, siz bu el sembolünün ne olduğuna inanıyorsunuz ?

Bakın bu sembolün genelde ne zannedildiğine şöyle bir göz atalım.
El simgesi İslam’a göre en kutsal 2 kadın olan Hz. Fatıma ve Hz. Meryem’in sembolüdür. İnanışa göre Hz. Meryem İsa Mesih’i doğuracağı sırada tuttuğu dal bir el şeklini almıştır. Bunun yanısıra el, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın simgesi olarak da kullanılmıştır. Hangi anlama gelirse gelsin bu simgenin nazarlık olarak insanları kötülüklere karsı koruyacağına inanılmıştır.
Fatma, kocası Hz. Ali’yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası, durumu fark edince Fatma’nın elini tencereden çıkartır. Fatma’nın eli, yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle ‘Fatma’nın Eli’ olarak bilinilirse de Araplar arasında ‘Hamse Eli’ diye anılır. Hamse, 5 demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu’lar ‘Humsa Eli’, Musevilerse ‘Hameş Eli’ ya da ‘Miryam’ın Eli’ adını vermişlerdir. Kimi kültürlerde yukarıya dönük, kimi kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır.

Özellikle Kuzey Afrika’da çok değerlidir. Güç, bereket, dayanıklılık, çoğalma gibi insanlığın manevi ihtiyaçlarına kucak açan bir semboldür.
Ortadoğu kültürlerinde mutluluk, şans, bereket, huzur, uğur sembolü olarak bilinmektedir.
Gümüş, altın kolye, takı olarak, duvarlara asılan figür olarak yaklaşık 3000 yıldır Anadolu’da ve Ortadoğu’da kullanılmıştır. Elin ortasındaki Mısır geleneğinden kalma Horus’un gözü, ya da “her şeyi gören gözün” şans getireceğine ve nazarı uzaklaştıracağına, kem gözlerden insanları sakınacağına inanılırdı.
Anadolu’da hanımlar yoğurt mayalarken, turşu kurarken, hamur yoğururken, evin geçimi iyi olsun diye ocağa şeker atarken, hasta olan kimsenin sırtını sıvazlarken, “El benim elim değil Fatma Ana’nın eli” diyerek başlar ve bitirirler. Örgü ve dantel gibi el işlerine başlayan hanımlara yanındakiler, “Kolay gelsin, altın taş olsun, elin kuş olsun; Hızır yoldaşın, Fatma Ana komşun olsun” derler. Türk halkı iyi komşuları için, “Allah seni âhirette Fatma Ana’mıza komşu etsin” temennisinde bulunur. Ebe doğum yapan kadının sırtını sıvazlarken de, “El benim elim değil Fatma Ana’nın eli” diyerek doğumun kolay olacağına inandığını belirtir ve hastaya telkinde bulunur.
bu çok şaşırdığınız satırlar malesef ki halk arasında yıllardır bilinen ve tekrarlanan sözlerden oluşuyor.
“Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz” (Fatiha 5)

FATIMA ANANIN ELİ SEMBOLÜNÜN GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU

2008 yılından itibaren, birçok ünlü tasarımcının koleksiyonlarında Fatma Ana’nın eli sıklıkla görülmeye başlandı. Üstelik sadece takılarda, dekorasyonda da değil. Tişörtlerin, çanta üzerlerinde artık Fatma Ana’nın elini görmek mümkün. Avrupa ve Amerika’daki butikler dahi İslam ve Musevi dünyasının bu ortak simgesiyle donatılmış durumda.

Dünya küresel bir krize 2008 yılında girdi. İngiltere ve Amerika’nın başı çektiği ülkelerde, birçok kişi işlerini kaybetti. Avrupa’daki birçok ülke halen işsizlikle mücadele ediyor. Bunların dışında da, yeryüzünde milyonlarca kimse son yıllarda artan kanser ve tedavisi güç hastalıklara daha sık yakalanır oldu. Terör, doğal afet gibi insanlığın bir anda hayatlarında kökten değişiklik yaratan olaylar kuşkusuz kişilerin maneviyata sığınmalarında büyük bir etken. Aktuel.com.tr olarak şans ve sembol kolye tasarımları ile ünlü Antik Takı tasarımının tasarımcılarından Sevim İsot’a fikrini sorduk.
Sevim İsot, Takı tasarımcısı
İnsanlar zor dönemlerinde mücadele ederken, böyle simgelere ihtiyaç duyabiliyorlar. Ekonomik krizler de çok etkiliyor. Tasarımları boyunlarında taşımaları elbette batıl inanç ama kendilerini iyi hissediyorlar. Uğur getirdiğine inanıyorlar. Biz de bir çok farklı tasarımlar bulunuyor ve geneldetasarımlarımız hep bu yönde, kişilerin kendilerini iyi hissetmelerine yönelik şeyler. Nazar dualarımız var bunların hepsi kişilerin zor dönemlerinde daha çok sarıldıkları ürünler. İşte böyle bir tabloda, en çok üzerimizde taşımaya ihtiyaç duyduğumuz simgelerden biri oluyor, Fatma Ana’nın eli. Hem bize bereket, hem de tüm olumsuzluklara dayanma gücü getiriyor. Tasarımcıların da bu güzel simgeyi kullanmak çok hoşlarına gidiyor.

“De ki: “Biz Allah’ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?”. De ki: “Allah’ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb’ine teslim olmamız emrolundu”.

(En’am:71)

Devam edelim arkadaşlar; şimdide Yahudilerin bakış açısıyla biraz konuşalım, yani yahudi külliyatı bu konuyu Tevrata dayandırıyor, yani müslümanların Fatıma ananın eli olarak bildiği sembolün aslen tevrattan geldiği ve bir takım sihir unrurları için kullanıldığı dile getiriliyor. Konuyu biraz derinleştirelim;

Yahudiler şöyle diyor;

Yahudi halk kültüründe Hamsa, İslâm kültürü ile bağdaştırılır. Bilgili kişiler, iddialı bir şekilde bu geleneğe göre Hamsa’nın Hz. Muhammed’in kızı Fatima’nın elini simgelediğini ve beş parmağın da, İslâm’ın beş ana şartını: Allah’a imanı, namazı, zekâtı, orucu ve hacca gitmeyi ifade ettiğini savunacaklardır. Bu durumda bu simge ve obje, İslâm âleminin ve inançlarının içinde bu denli yer alırken nasıl olur da, geçmişteki çeşitli Yahudi cemaatlerinin bünyesinde yer almış ve bugünkü İsrail Devleti içinde de yer almakta? İslâm’ın bu simgesi, nasıl olur da Yahudi kutsallığı ile bu denli kaynaşabildi?

Kuşkusuz başka kültürlerin Yahudi Diasporasını etkilediği inkâr edilemez. Bunlar, bazen dini otoritelerin sert tepkisine rağmen özümsenebildi.

Hamsa bu yaklaşımın somut örneklerindendir. İslâm ülkelerindeki birçok Yahudi cemaatinin bu simgeyi ‘Yahudileştirmesi’ olgusunun ne zamandan beri ve nasıl geliştiği hususu hakkında kayıtlara geçmiş kanıtlar mevcut değil. Ancak çeşitli bağlantılar söz konusu. Örneğin ilk başta Tevrat’ta el sembolü, ilâhî Varlığın yüceliği ile ilişkilidir. On Emir’in verilmesinde Tanrı İsrailoğullarını “güçlü bir el ve uzanmış bir kol” ile kurtarmıştır. (Tesniye, 5: 14) Din bilgeleri Rav Hanina ben Dosa’nın fakirleşmesi üzerine eşinin dualarına “gökten uzanan bir elle” altından bir masa ulaştırıldığını anlatan bir Midraş’a (menkibe) de rücu ederler (Talmud, Ta’anit 25a). Ancak Mişna, ‘el şeklinde’ suretler yapılmasını, bunların sihirsel amaçlar için kullanılabileceği kuşkusu ile yasaklar. Gene de örneğin kadim Dura Europos Sinagogunun fresklerinde ayası açık el resimlerine rastlanır.

‘Tanrı’nın eli’ resimlerine daha ender olmakla birlikte Ortaçağ’da Avrupa Yahudilerinde de rastlanır. Örneğin 1300’lü yılların Almanya’sında neşredilen ‘Kuş Başlı Agada (Anlatı)’ ve 14. yüzyılın ortalarında tertip edildiği tahmin edilen Sareyevo Agadası’nda bu simgeye rastlanmaktadır. Ne var ki örneğin Ortaçağ İspanya’sından intikal eden bir ketuba’da (evlilik akti) yer alan sözel veya resimsel Hamsa referansları, muhakkak ‘Tanrı’nın Eli’ni ifade etmek durumunda değildir ve bu bölgedeki İslâmî kültürün etkisinde kalmış olma olasılığı mevcuttur. 1492’de Sefarad Yahudilerin İspanya’dan ihraç edilmeleriyle beraber gittikleri ülkelerde bu simgeyi yaymış olma olasılıkları da var, ancak bu kesin değil. Örneğin Rodos’a yerleşen Yahudiler, bu simgeyi orada Yahudi cemaatine tanıştırmışlar fakat İtalya, Hollanda, İngiltere gibi Batı Avrupa ülkelerinde böyle bir gelişme gözlemlenmemiştir. Üstelik Hamsa, Sefaradların göç etmediği ve Kürt Yahudilerinin yaşadığı Kuzey Irak, İran ve Afganistan gibi İslâm ülkelerinde popülerdi. Bu durumda Sefarad göçlerinin bu öğeyi taşımış olmasından ziyade yerel etkileşmenin gücü kuramı ağırlık basmakta. Öte yandan sonuç ne olursa olsun, bu simgeye karşı dini kurumların pek bir itirazı olmamış gibi görünüyor. Nitekim de Hamsa’nın haricinde Kuzey Irak, İran, Fas, Tunus, Filistin, Irak ve Türkiye gibi ülkelerde Yahudilerin sinagoglarda ve evlerinde kullandıkları ritüel objelerde de bu simgeye rastlanmakta.

Değişik cemaatlerde tılsımlı obje olarak kullanılıyor

Hamsa’nın hem Avrupa ülkelerinde, hem İslâm ülkelerinde Yahudiler arasında yer alan tılsımlı objeler açısından birecikliği dikkat çekicidir: Hem Doğu Avrupa’da, hem Kuzey Afrika’da Tunus’taki Djerba Adası’nda rastlanan ve yeni doğan bir bebeği ve annesini kem güçlerden korumayı amaçlayan muskalarda 121 No’lu Zebur bölümünde yeralan (121: 1) aynı mısranın bulunması şaşırtıcıdır. Aynı şekilde “Ana be Koah” duasının bir satırının İbranice baş harflerinden türeyen gizemsel ve kötü enerjileri kovmak için yazılan ‘kez’a satan’ yazısı da bu kapsamdadır. Bu bağlamda, değişik Yahudi cemaatlerinde kullanılmış ve Hamsa’nın resmini ihtiva eden muskalarda tekerrür eden bir cümle de; bebekleri çaldığına inanılan dişi şeytan Lilit’e ve yanındaki cinlere karşı koruma sağlayan üç meleğin adları da ve Tora’daki bir ayetin (“Bir büyücü kadının yaşamasına izin vermiyeceksin” Çıkış, 22. 17) altı kez yazılması da zikredilmelidir. Bununla beraber Doğu Avrupa Yahudi cemaatlerinde Hamsa’nın yanı sıra kullanılan ‘kutsal varlıklar’ ikonografisi o coğrafyaya mahsustur; Djerba’da örneğin balığın Hamsa’nın üstünde yer aldığı muskalar üretilmiştir. Ne olursa olsun, hepsinde de ana motif Hamsa’dır ve kutsal cümlelerin yanına yazıldığı Hamsalar da genellikle madenîdir.

Bu durumda Hamsa’nın İslâm kökenli ‘Fatimanın Eli’nden adapte edilip, İslâm âlemindeki Yahudi cemaatleri arasında uyarlanmasının nedeni ne olabilir? Bu simge kısmen de olsa, sinagogda cemaati kutsayan Kohanim sıfatına sahip müminlerin ellerini açışlarını çağrıştırır. Nitekim Ortaçağ’da Kohanim’in parmaklarını açış tarzında bugünkü gibi ve Hamsa’yı andırmayan bir düzen yoktu. Bugünkü parmak açış şekli, 15. yüzyıldan itibaren İtalya’da neşredilen kitaplarla standartlaştı. 20. yüzyıl başlarından kalan ve İstanbul’daki bir sinagogun Tevrat tomarlarının konduğu dolabın içindeki Parohet adlı perdenin üzerine işlenmiş el süsleri, doğrudan doğruya Kohanim’in parmaklarını açış tarzı çerçevesindedir ve “Bu şekilde İsrailoğulları’nı takdis edeceksiniz” (Sayılar, 6: 23) ayetinin İbranice baş harfleri de yer almaktadır.

Hamsa’nın “Yahudileş-mesi”ne yardımcı olan diğer bir faktör de beş sayısı ve İbranicedeki nümerolojik eşdeğeridir. ‘Heh’ harfi Telâfuz Edilmeyen Tanrı’nın İsmi’ni simgeler ve Tanrı’nın Kabalistik İsimleri arasında yer alır. Bu tek-harfli isim (“Monogramatton”), tılsımlı objelerin üzerinde sıklıkla yer alır ve tek süs işaretidir.

İşte gördüğünüz gibi değerli arkadaşlar, hamsa sembolünün aslen amacı net olarak belli olmamakla birlikte günümüz ekonomi ve ticari sektörleri için oldukça önemli bir satış malzemesi olarak karşımıza çıkıyor, yani sizlerin içinde bulunduğunuz zor durum ve koşullar ile inanç duygularınızla çocuk oyuncağı gibi oynandığı gün gibi ortadadır.
Aslen Tevrat sonrası ortaya çıkarılan ve tevratı tamamladığı varsayılan ki büyük bir gaflet inancı ve düşüncesidir ki Kaballah içine yerleştirilmiş insanların boyut varlıkları ile iletişimi sağlanarak bir çeşit esir durumuna düşürülmesi, imanlarını kaybetmesi sağlanarak işleyen bir çark olduğunu görmeniz hiç de zor değil.
nezamandan beri, deccali, horusu ve ra yı simhgeleyen herşeyi gören gözü sizleri sizleri koruyor ? bu sorunun cevabını lütfen kendinize ve aşağı yorum olarak elleyin arkadaşlar.
Bereketin yanlızca Allah tarafından geleceğini bilmelisiniz, medet umduğunuz yani beklenti içerisine girdiğiniz her eşya, takı, veya herhangibirşey sizi dininizden etmekle kalmayıp inanç ağacınıza büyük bir darbe indirmmiş oluyor. Nereden geldiği ve hakkında sadece atalarınızdan yola çıkarak hayır yada şer getirdiğinden emin olmadığınız birşeye inanmanız ve sevdiklerinizi buna bulaştırmanız gerçek anlamda bir salgın hastalık gibi ileryen bir bidat inanışa çevirmiş olursunuz.
Unutmayın, bir çok sorunuzun cevabını ayetler arasından bulabilirsiniz, hiçbir nefsani isteğiniz ve beklentiniz sizi bir puta tapar derecesinde yaralayan bu tip inanışlara düşürmesine izin vermeyin ve inancınızla kimsenin oynamasına musade etmeyin.

“De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.”

(İsra 56)

Volkan Çelik

Bazı bölümler kaynak:
1- https://www.salom.com.tr/haber-108374-hamsa_simgesi__yahudilikte_ve_yahudilik_folklorundaki_gelismesi.html 2- https://www.sabah.com.tr/aktuel/2012/12/31/fatma-ananin-eli-neden-bu-kadar-populer


Like it? Share with your friends!

506
993 shares, 506 points

What's Your Reaction?

hate hate
286
hate
confused confused
858
confused
fail fail
572
fail
fun fun
476
fun
geeky geeky
381
geeky
love love
95
love
lol lol
190
lol
omg omg
858
omg
win win
572
win
Editor

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format